Tüketici Dostu Dergisi|Cuma, Nisan 20, 2018
Buradasınız Home » Dosya » Tüketici doğru bilgiye ulaşmada daha sorgulayıcı olmalı!
  • Bizi takip edin !

Tüketici doğru bilgiye ulaşmada daha sorgulayıcı olmalı! 

P1110078

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı R. PETEK ATAMAN: “Tüketici doğru bilgiye ulaşmada daha sorgulayıcı olmalı. .”

 

Gıda alışverişlerinde bilinçli tüketici ve üretici nelere, neden dikkat etmeli?

“Bilinçli tüketici tüm gıda risklerini anlayabilir” gibi bir yanlış beklenti var. Öncelikle tüketici ne kadar bilinçli olursa olsun, bir gıda maddesine dıştan bakarak anlayabileceği riskler son derece sınırlıdır. Gözle görülür derecede bozulmuş ve kokmuş olan gıdalar,  ambalajı bozulanlar anlaşılabilir. Yine de söylenecek şeyler var tabii…

 

-               Markasız, ambalajsız, kayıt veya onay numarası olmayan ürünleri tüketmemeli.

-               Kayıt dışı ve denetim dışı olan seyyarlardan alışveriş yapmamalı.

-               Soğuk zincirin önemli olduğu gıdaların satış noktasında soğukta sunulduğunu kontrol ederek almalı ve en kısa sürede soğuk muhafaza koşullarına almalıdır.

-               Vakum ambalajlarda vakumun bozuk olması o üründe sıkıntı olabileceğine işarettir. Bu ürünler alınmamalıdır.

-               Konserve kutularının alt veya üst kısmında şişme veya ambalajdan sızma varsa alınmamalıdır.

-               Etiket son kullanma tarihi yönünden olduğu kadar, ürünün diğer özellikleri yönünden de incelenmeli, böylece ürünün içeriği hakkında bilgi edinilerek, varsa ürünle ilgili uyarılara (alerjendir, gluten içermez gibi) dikkat edilmelidir.

 

Tüketicilerin gıda ürünleri ile ilgili bilgi düzeyleri ve sağlık risklerine karşı tutumları neler?

Tüketiciler sağlık risklerini çok önemsiyorlar. Bu konuda kamudan gelen bilgilendirmelere inanmıyorlar. Haksız değiller tabii. Hala radyasyonlu çayı içen Bakan konuşuluyor. Ancak bu hassasiyet, yanlış bilgiler içeren, internet yoluyla hızla yayılan bilgilere de inanmalarına neden oluyor, ne yazık ki. Altına yalan-yanlış bir isim ve üniversite ekleyerek mailler dağıtılıyor. Bugüne kadar bu isimlerin gerçek olduğuna rastlamadım ben. Genelde tüketici üzerinde etkili olan müthiş bir bilgi kirliliği var. E kodlu katkı maddelerinin tehlikeli, pastörize veya sterilize (kutu) sütlerin zararlı olduğu, bunların yerine sokak sütü tüketilmesinin tavsiye edilmesi, patlıcanların buzdolabında büyüdüğü; bunlardan sadece birkaçı… Medya da körüklüyor bunu.

En çok katkı maddeleri, donmuş gıdaların zararlı olup olmadığı, GDO ile ilgili sorular geliyor. Tabii son dönemlerde bunlara bir de nişasta bazlı şekerler eklendi.

Ancak bu kaygıya rağmen etkin bir örgütlenme içinde değiller. Var olan tüketici örgütlerinde tüketiciye rastlamak pek mümkün olmuyor.

Kısaca, tüketici bu konuya çok meraklı. Bilgi talep ediyor, ancak bilinçli değil. Doğru ve güvenilir bilgi aktarmada sıkıntılar var.

Gıda kanununda, tüketici hakları sizce yeterince korunabiliyor mu? Eksikler neler?

Gıda Kanunu’nda teorik olarak getirilen her hüküm ağırlıkla tüketiciyi korumaya yönelik. Sağlığını korumaya, bilgi edinme hakkını korumaya…  Ancak, tüketici sistem oluşumunun içinde aktif olarak yer alamıyor. Gerek düzenlemeler yapılırken, gerek sonrasında tüketiciye bilgi aktarımı, katılımının sağlanması, bu konuda bilgilendirilmesi yönünde hiçbir adım yok. Tüketici hep bir biçimde bu işleyişin dışında. Olumlu ya da olumsuz bilgiye ulaşamıyor.

Güvenli gıdaya ulaşabilmek için tüketicilere, firmalara ve özellikle devlete düşen görevler neler? Gıda güvenliği açısından, ne gibi tedbirler alınmalı?

Bu sorunun yanıtlarının bir kısmı diğer cevaplar içinde. Ama öz olarak;

Tüketici öncelikle gerçekten örgütlü olmalı. Doğru bilgiye ulaşmada daha sorgulayıcı olmalı. Yetkili kurumları aramaktan, soru sormaktan, baskı yapmaktan kaçınmamalı.

Firmaların da bir zamandır kurmuş gibi gözüktükleri ama çoğu etkin işlemeyen tüketici hatları yerine daha işlerliği olan sistemlerle tüketici ile iletişim sağlanmalı. Firmaların işletmelerini daha görülebilir, izlenebilir hale getirmeleri, halkla ilişkilere daha farklı yaklaşmaları lazım. Onların da bugüne kadar var olan sıkıntıları tüketiciyle paylaştıklarını hiç görmedik. Oysa sorunlar konusunda sağlanacak sağlıklı iletişim, güvenilirliği arttıracaktır. Bir üründe sorun yaşadığınızda, firmaların tek yaptığı ücretsiz ürün göndermek. Oysa bu güveni arttırmıyor. Diğer yandan güvenli ürün üretmenin yolunun, konusunda eğitim almış kişileri çalıştırmaktan geçtiğini görmeli, kurgularını ona göre yapmalılar. Güvenli gıda üretmek bir kararlılık gerektiriyor ve tabii ki bedeli var.

Kamuya çok iş düşüyor şüphesiz. Birçok yasa, yönetmelik yayımlanıyor. Ancak bunların işlerlik kazanması, uygulanması son derece önemli. Halen var olan en büyük sorun, Bakanlığın bu denetimleri etkin bir biçimde yürütemiyor olması. Bu konuya yönelik olarak ayrılan bütçe de, çalıştırılan kalifiye eleman sayısı da bu işi yapabilecek kapasitenin çok altında. Bir yandan eleman alınmıyor, diğer yandan çalışanların bir kısmı asıl birikimli oldukları konulardan uzaklaştırılıyor. Denetimlerin mutlaka etkin bir biçimde yapılabilir hale getirilmesi gerekiyor. Yeni yasayla küçük ve orta ölçekli işletmelerde uzman personel istihdamı kaldırılınca, bu alanda ortaya çıkan gıda güvenliği boşluğu nedeniyle denetimin önemi bir kat daha artmıştır.

Özellikle tüketici haklarını ilgilendiren ve en çok tartışılan konulardan biri de, her gün tükettiğimiz hazır yiyecek ürünlerinde bulunan katkı maddeleri… Bu tarz maddelerin üretimi ve tüketimi hakkındaki düşünceleriniz neler?

Katkı maddeleri aşağıdaki sorularda enine boyuna incelendiği için, burada tekrar katkı maddesi ile ilgili yanıtlar vermeyeceğim. Ancak hazır gıdalara yönelik genel bir karşı duruş oluştu. “Hazır gıda güvensizdir,  çiğ süt tüketelim” noktasına getiriliyor insanlar. Bu tutum son derece yanlış. Gıda ile ilgili riskler ev yapımı ürünlerde de var. İster evde, ister fabrikada üretilsinler,  gıdalar ancak bilinçle üretildiklerinde güvenli olabilir. Bilim ve teknolojiyi yadsımanın sağlıklı bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum.

Bir maddenin, gıdada katkı olarak kullanılmasına izin verilmesi için, hangi kriterlerin karşılanması  gerekli?

Öncelikle, gıda katkı maddesinin; bozuk, raf ömrü geçmiş veya kalite kusurlu gıdaların kusurlarını örtmek amacıyla veya tüketiciye bir ürünün sahip olmadığı özelliklere sahipmiş gibi sunulması amacıyla kullanılmaması gerekmektedir. Kullanılması talep edilen ürün için teknolojik anlamda zorunluluk gerekmektedir. Ayrıca insan sağlığına etkileri ile ilgili olarak uzun ve kısa vadeli toksikolojik değerlendirmelerin yapılmış olması ve tüm bu araştırmalar sonucunda onaylanmış olması gerekmektedir. Ayrıca gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin, gıda saflığında olmaları şarttır. Kısacası teknolojik zorunluluk nedeniyle; tüketiciyi yanıltmayacak, sağlığını riske atmayacak şekilde kullanılmalıdırlar.

Katkının, gıdaya eklenmesine izin verilen maksimum düzeyi nasıl hesaplanır?

Gıda maddelerinde kullanılmak üzere; gıda katkı maddeleri, Birleşmiş Milletler Örgütüne bağlı Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun ortaklaşa oluşturdukları Gıda Katkı Maddeleri Uzmanlar Komitesi (JECFA) tarafından değerlendirilirler.

Gıda katkı maddelerinin tüm etkileri için uzun ve kısa süreli deney hayvanları üzerinde toksik, karsinojenik, teratojenik ve mutajenik etkileri açısından incelemekte ve bu çalışmalar sonucunda her bir katkı maddesinin insan sağlığını olumsuz olarak etkilemeyen günlük dozu belirlenmektedir. Daha sonra bu doz, ilgili gıda maddelerinin yaşlılar, bebekler, hastalar tarafından da tüketileceği ve bu maddenin başka kaynaklardan da alınabileceği dikkate alınarak belli bir güvenlik faktörüne bölünerek düşürülür. Artık elde edilen yeni miktar, katkı maddeleri için bir ömür boyu her gün sağlık riski olmadan tüketilebileceği değerlendirilen günlük tüketilebilir miktarı (ADI) ifade etmektedir. Bu da yetmez, o gıda maddesinin günlük yaygın tüketim miktarı ve şekli araştırılarak, yeni bir hesaplamayla,  ilgili üründe bulunabileceği maksimum miktar tespit edilir.

İzin verilen gıda katkıların kullanılmasında, hangi kurallara uyulması zorunludur?

Gıda katkı maddelerinin kullanımı, kimi zaman insan sağlığına olası olumsuz etkileri nedeni ile kimi zaman ise teknolojik gerekliliği olmadığından veya tüketiciyi yanıltabileceğinden bazı gıda maddelerinde yasaklanır veya sınırlanırken, bir başka gıda maddesinde serbest olabilir. Bu nedenle öncelikle katkı maddelerinin kullanımı tamamen bu kurallar çerçevesinde olmalı. Kullanılan katkı maddeleri gıda saflığında olmalı ve etikette de yasalara uygun olarak belirtilmelidir. Tabii şunu vurgulamak lazım: “Kuralların kapsamlı bir biçimde tanımlanması yetmemektedir.” Önemli olan tüm bu kurallara uyulup uyulmadığının denetlenmesi ve uygun olmayan durumlarda yaptırım uygulanmasıdır. İşte bu noktada önemli sıkıntılar mevcuttur. Yine önemli bir nokta: “Katkı maddeleri eğitimsiz kişilerce kullanılmamalıdır.” Oysa ülkemizde yürürlüğe giren yeni yasaya göre işletmelerin % 80’inin üretiminde gıda mühendisleri gibi uzmanların bulunma zorunluluğu yoktur. Üretimin güvenliği işletmeci insafına bırakılmıştır

Gıdada olası bozukluklar konusunda, tüketici nerelere başvurabilir?

Gıdaların denetiminden sorumlu olan kamu kurumu Tarım ve Köyişleri Bakanlığıdır. Tüketiciler gıdalarla ilgili sorunlarını ve endişelerini öncelikle bu Bakanlıkla paylaşmalıdır. Ancak tüketiciler başvurularının takipçisi olmalı, sonucu konusunda bilgi talep etmelidir.

Tüketici açısından, gıda ürünlerindeki etiketin önemi nedir?

Gıda maddesinin etiketi; doğru düzenlenmesi ve bilinçli okunması halinde, gıda maddesi ile tüketici arasındaki en temel ve sağlıklı iletişim aracıdır. Etiket, bir gıda maddesi ile ilgili her türlü bilgiyi tüketiciye sunmalıdır. Etikette sadece raf ömrü ve içindekiler kısmı yer almaz. O gıda maddesinin nasıl tüketilmesi gerektiği, hangi koşullarda saklanması gerektiği, ürünü tüketmesi öngörülen veya tüketmemesi gereken gruplar etiket üzerinde belirtilir. O nedenle etiketin üzerindeki tüm bilgiler dikkatle okunmalıdır.

Gıda katkılarının etikette bildirimi için hangi formatlar kullanılır? 

Gıda katkıları etikette adları veya E numaraları ile gösterilirler. İki bilginin birden etikette olması gerekliliği yoktur. Belli sayı aralıkları, belli guruptaki katkı maddelerini temsil eder. Örneğin; E 100 aralığı renklendiriciler, 200 aralığı koruyucuları ifade etmektedir. Katkı maddesinin fonksiyonun yazılması da zorunludur. Belli bir yazı büyüklüğü aranmamaktadır. Ancak gözle görülebilir büyüklükte ve fonla kontrast oluşturacak şekilde yazılmalıdırlar. Diğer yandan, gıda maddesinin bileşiminde tatlandırıcı var ise “İçinde tatlandırıcı vardır” ifadesi, hem şeker hem tatlandırıcı var ise “İçinde şeker ve tatlandırıcı vardır” ifadesi, gıda maddesine %10 veya daha fazla şeker alkol eklenmiş ise, “Aşırı Tüketimi Laksatif etkiye neden olabilir” ifadesi, kullanılan tatlandırıcı içerisinde aspartam var ise, “Fenil alanin içerir” ifadesi yer almalıdır

Benzer Haberler:

Yorumlar

Yorum


Hit Counter provided by Acrylic Display