Tüketici Dostu Dergisi|Pazar, Ekim 21, 2018
Buradasınız Home » Ekonomi » MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan: “Tasarruf edeceğiz derken ithal cenneti de olmayalım.”
  • Bizi takip edin !

MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan: “Tasarruf edeceğiz derken ithal cenneti de olmayalım.” 

1335615993_04

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, ”Madem enerjide dışa bağımlıyız, kaynaklarımızı güvence altına almalıyız. Enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı tedbirler adına öncelikle yerli kaynakların tamamını kullanmamız gerekiyor” dedi.

Sektörel Fuarcılık tarafından düzenlenen ICCI 2012 18. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansının açılışında konuşan Vardan, enerji ve çevre konusunun hemen herkesin ilgisini çektiğini, kavgalara ve savaşlara neden olduğunu belirterek, Türkiye olarak 2023 hedeflerinde yer alan 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için enerji konusunun önemli olduğunu kaydetti.

Vardan, 2002′den 2012′ye doğru enerji faturalarının 6 kat arttığını ifade ederek, ”2011 yılı sonunda toplam ithalatımızın yüzde 22,5′i yani 54,1 milyar dolara ulaşan fatura ile karşı karşıyayız. Bu rakam, dış ticaret açığımızın içinde ithalat payının yüzde 45′lere, cari açıkta ise yüzde 70′lere ulaştığını gösteriyor” diye konuştu.

Dış ticaret açığını menfi olarak etkileyen toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 76′sının ithale dayalı olduğu anlatan Vardan, gelecek zaman diliminde ciddi tedbirler alınması gerektiğini kaydetti.

Vardan, petrol ve doğalgaz fiyatlarının artma ihtimalinin olukça yüksek olmasının herkesin kabusu haline geldiğini aktararak, şunları söyledi:

”Mevcut yurt dışı kaynaklardan elde ettiğimiz enerjiyi sağlama almamız gerekiyor. Arz güvenliğini sağlamamız lazım. Yanı başımızda İran, Irak, Suriye gibi ülkelerdeki gerginlikler, Libya’daki sorunlar tüm dünyayı endişeye sevk eder durumdadır. Madem enerjide dışa bağımlıyız, kaynaklarımızı güvence altına almalıyız. Enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı tedbirler adına öncelikle yerli kaynakların tamamını kullanmamız gerekiyor. Rüzgar, güneş, jeotermal, hidroelektrik ve termik enerji alternatiflerini imkanlar ölçüsünde kullanmamız gerekiyor. Ülkemizdeki artan enerji talebi için nükleer enerji santral kurmak kalıyor. Bunun seçenek değil, zorunluluk olduğunu yıllardır raporlarımızla açıkladık. Yenilenebilir enerji tesislerinin ve ekipmanlarının, Türkiye’de imal edilmesini desteklememiz gerekiyor. Tasarruf edeceğiz derken ithal cenneti de olmayalım. En azından dünyada mal satan bir ülke haline gelmemiz lazım. Devamlı fon aktararak Türkiye’nin cari açığına katkı yaptığımız bu sektörde, bu fonunun miktarını azaltıcı tedbirler devreye sokmalıyız. Sanayide, evde kullandığımız aletlerde daha tasarruflu olanları kullanmamız gerekiyor. Arzumuz, 500 milyar dolar ihracat yapmayı gördüğümüz günlerde, Türkiye’nin enerji kaynaklarında optimum çözümlere ulaşmış ve dış ticaretinde enerjinin etkisini makul seviyelere çekebilmiş olarak görmektir.”

Konuşmaların ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, MÜSİAD Başkanı Vardan’a katılımlarından dolayı teşekkür plaketi verildi.

Daha sonra, 27 Nisan Cuma gününe kadar sürecek 18. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansının açılışı kurdele kesimiyle gerçekleştirildi.

MÜSİAD Oturumunda Enerji Bakanları Buluştu

18. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı kapsamında ”Geçmişten Geleceğe Türkiye’nin Yakın Çevresiyle Enerji İlişkileri” konulu MÜSİAD özel oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji sektörünün son 40 yılını değerlendirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Akkuyu projesinde, 700 milyon dolarlık sermaye aktarıldığını ve bu yıl, 2,4 milyar dolara tamamlanacağını belirterek, ”Projelendirme, lisanslama, sondajlama süreçleri devam ediyor ve sıkıntı yaşamıyoruz. İkinci nükleer santral için müzakereler devam ediyor. Hazine garantisiz olarak bunların yapılmasını istiyoruz. Yeni nükleer santraller, 2019 yılından itibaren elektrik üretimine başlamış olacak” dedi.

Kamu ağırlıklı bir yapıdan özel sektör yatırımlarının ağırlıkta olduğu bir yapıya geçildiğini anlatan Yıldız, değişimlerin yönetilmesinin o ülkenin enerji sektörünü yönetmek kadar önemli olduğunu söyledi. İngiltere’nin 9 kez kanun değiştirmek durumunda kaldığına işaret eden Yıldız, bunun dinamik bir süreç olduğunu ve bu süreç karşısında tarafların aynı dinamizmle paralel götürmek durumunda olduklarını kaydetti.

Yıldız, her yapılan yatırımın ister özel sektör, ister kamu eliyle olsun büyümekte olan ülkelerde bütün bunların finansmanının, vatandaştan tarife yoluyla alınan faturalardan finanse edilen yapı içinde olduğunu belirterek, ”O yüzden elektrik gibi tüketici için pahalı ve özelleştirmeye bıraktığınız üreticiler için daima ucuz bir kalemin yönetilmesi işini yapıyorsunuz. Onun için siyasetçiler, vatandaşa bakan yüzlerini aynı dürüstlükle üreticiye dönmek durumundadırlar. Ve her ikisini beraber şeffaf bir şekilde yönetmek durumundadırlar ki rahat anlaşılabilir olsun. Eğer bunu böyle yapmadığınız takdirde üreticinin küsebileceği ve yatırımlara arkasını dönebileceği bir yapıyı oluşturabilirsiniz. Bunlar son derece önemli” dedi.

-”Uluslararası sermaye Türkiye’ye akar”

Özelleşen elektrik dağıtım ve üretim hizmetlerinin insan kaynaklarıyla beraber özelleştiğini, yaklaşık 8 hükümetten bu yana, hükümetten hükümete değişen enerji politikaları yerine, artık devlet politikası haline gelmiş politikaların ön planda bulunduğunu dile getiren Yıldız, şunları kaydetti:

”Çünkü Türkiye büyüyecek ama kamu finansmanıyla büyümeyecek. Çünkü Türkiye’deki oluşan tasarruf miktarları, Türkiye’deki bir sonraki yılın büyüme rakamlarından daha düşük olduğu için uluslararası sermaye ile beraber bunu yapmak durumundasınız. Uluslararası sermaye dediğiniz her nokta, uluslararası arenadan, doğalgazdan petrolden oradaki rakamlardan soyutlanamayacak bir finansman yapısını zorunlu kılıyor. İtalya’daki fiyat kaç para ben anlamam’ diyemeyeceğimiz bir ortam oluştu. Çünkü uluslararası finansman ve yapı tek bir şeyden anlıyor. Fizibilite. O fizibilite uygunsa tabii ki o ülke şartlarına cazibe kuralıyla akıyor. Uygun değilse akmıyor. Diyorlar ki global kriz var Türkiye’ye yatırım için para akar mı- Türkiye ne yapacağını bildikten sonra akar. Ama uluslararası arenadaki faiz oranları da sizi ilgilendirmektedir, enflasyon oranları ilgilendirmektedir. Siyasi istikrarları sizi ilgilendirmektedir. Siyasi istikrarsızlıkları da sizi ilgilendirmektedir. Uluslararası ilişkilerden arındırılamayacak olan büyük projeler tabii ki fizibilitenin yanında önemli bir olguyu beraberinde getiriyor. O da strateji. Bugün yürüttüğümüz projeler buraya finansman koyan ülkeler için her zaman fizibıl olmayabilir. Ama stratejik ise bu tercih edilme sebebidir. Bunun örneklerini özellikle son 2 yılda yaşadık. Zaman zaman Türkiye, coğrafyasından kaynaklanan avantajları kullanarak stratejisini geliştirecek, zaman zaman da serbest piyasa oluşturduğu bu yapı içinde fizibilitesini geliştirecek. Bunlar birbirinden ayrılmaz parça olarak devam edecek.”

-”2023 hedefi yüzde 30 yerli yenilenebilir kaynak”-

Yıldız, Türkiye’nin büyümesine paralel olarak kaynakların yerli ve yenilenebilir hale getirilmesi gerektiğini belirterek, ”Türkiye’nin büyüyen rakamlarına, yerli kaynaklarla destek sağlamamız halinde 2023 hedefleri kapsamında yüzde 30 civarında yerli ve yenilenebilir kaynaklar ön planda olmuş olur” diye konuştu.

Yıldız, 1730′lardan bu yana hidrokarbon denilen bütün enerji kaynaklarında önemli süreç yaşandığını, bir enerji kaynağının piyasaya girmeden diğerinin pahalandığını ifade ederek, sürekli piyasanın tehditleri ve fırsatları yönetme olarak ortaya çıktığını, dünyada hidrojen ile ilgili gelişmelerin istenilen seviyede olmadığını kaydetti.

Bütün enerji kaynaklarını, Türkiye’de çeşitlendirip, kullanılabilecek bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini anlatan Yıldız, cari açığın hedef alınarak, yerli kaynakların kullanılması gerektiğini söyledi.

-”İkinci nükleer santral için müzakereler devam ediyor”-

Yıldız, nükleer ile ilgili Akkuyu’da Rusya ile anlaşıldığını belirterek, şunları aktardı:

”Akkuyu projesinde, 700 milyon dolarlık sermaye aktarıldı. Bu yıl, 2,4 milyar dolara tamamlanacak. Projelendirme, lisanslama, sondajlama süreçleri devam ediyor ve sıkıntı yaşamıyoruz. İkinci nükleer santral için müzakereler devam ediyor. Hazine garantisiz olarak bunların yapılmasını istiyoruz. Yeni nükleer santraller, 2019 yılından itibaren elektrik üretimine başlamış olacak. 2023 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarında yüzde 30′luk bir oran yakalamak. Yerli kömürlerimizin hepsini kullanmak ve doğalgazı meskenlerde arttırmak ama elektrik üretim payını azaltmak hedeflerimiz var. Yerli kömür için en son teşvikte önemli paylar verildi. Alım garantisi düşünmüyoruz, rekabet edilebilirlik arttığı için serbest piyasanın işleyişine sıkıntı getirmeyelim diyoruz. Bundan 5-15 yıl sonra da yerli kömürün önünü açmış olalım.”

Yıldız, elektrikli otomobillerle ilgili çalışmaların devam ettiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Elektrikli otomobiller ile ilgili üretimi destekliyoruz. Oraya vereceğiniz elektriği nereden alacaksınız- Biz bunun yerli kaynaklardan olmasını istiyoruz. Kendisi ithal olan bir aracın türevi de ithal olur. Hem yerli kaynaklardan üretip hem yerli enerji sağlamak önemli ve ikisini bir arada yaparsak çok güzel olur. Özelleştirmenin devam ediyor olmasıyla liberal piyasada rekabet edilebilirliği bozmayacağız. 10 yıl önce özel sektörün üretim payı yüzde 34′lerdeydi, şu anda kurulu güçteki payı yüzde 54′lerde, elektrik üretim payı yüzde 60′larda bulunuyor. Bizim hedefimiz yüzde 75′lere ulaşmaktır.”

Eski Bakan Hilmi Güler

Bakan Yıldız’ın ardından konuşan Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, yabancı ülkelerin Türkiye’deki gazın pahalı kullanılmasının peşinde olduklarını savunarak, ”Türkiye sanayide rekabet edemesin diye. Türkiye’yi sadece transit ülke olarak görmek istiyorlar” dedi.

Güler, 3 temel hedeflerinin olduğunu, Türkiye’yi enerjide etkin aktör haline getirmek, enerjiyi gündelik hayatta kolay algılanabilir yapmak ve yerli kaynaklar ve yenilebilir enerjiye ağırlık vererek, dışa bağımlılığı azaltmayı ve daha rekabetçi bir yapıyı oluşturmak olduğunu ve bunları büyük ölçüde de sağladıklarını söyledi.

Bakanlığı döneminde bazı temel sorunları çözmek için uğraştıklarını, bunlardan birinin de ÇEAŞ VE KEPEZ olduğunu, 7 vilayette bu sorunu çözmemiş olmaları halinde liberalleşme konusunda bugün hareket edemeyecek durumda olacaklarını anlatan Güler, yaklaşık 240 milyar dolarlık bir davayı kazandıklarını, kazanmamaları halinde 2058 yılına kadar bu reformların olmayacağını anlattı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili önemli adımlar attıklarını, boru hatlarıyla Türkiye’nin stratejik ülke olduğunu ve bunun altını da Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Şahdeniz gibi projelerle doldurduklarını anlatan Güler, Türkmen gazının gelmesinin Türkiye için önemli olduğunu, bunun için Hazar’ın statüsünün netleşmesi gerektiğini söyledi.

Yabancı ülkelerin Türkiye’deki gazın pahalı kullanılmasının peşinde olduklarını da dile getiren Güler, ”Türkiye sanayide rekabet edemesin diye Türkiye’yi sadece transit ülke olarak görmek istiyorlar. Nakliye parası mutlaka maliyette hesaba alınması lazım. Avusturya’daki fiyat bin metreküpü 400 dolar ise 170 dolar kadar taşıma düşüyor. Bunun mutlaka düşülmesi lazım. Eğer bu düşülmezse, biz de eğer o fiyatla daha üç beş dolar altında fiyatla alma hesabı yaparsak sanayicimiz bizim Avrupa ile rekabet edemez. Bu nokta üzerinde bizim çok ciddi durmamız gerekiyor. Türkiye’de rekabetçi bir ortam olursa bizim mutlaka Gürcistan sınırı olarak bu şekilde almamız gerekiyor” dedi.

Güler, bunun yanında Türkiye’nin kendi gazını bulma noktasındaki çalışmalarını da sürdürmesi gerektiğini kaydetti.

Hilmi Güler, göreve başladığında Bulgaristan’dan alınan elektriği kestiklerini ve şu anda komşulara elektrik satar hale gelindiğini belirterek, ”Uçaklardan bakıldığında İstanbul’un silueti gözükmüyordu, artık gözüküyor” dedi.

Rusya başta olmak üzere doğalgaz üreten ülkelerin serbest rekabete geçmek istemediklerini ifade eden Güler, ”Üretici ülkelerin, iyi niyetli tüketici ülkeler üzerindeki tahakkümünün sona ermesi lazım. Güneş ve rüzgar enerjisi pahalı deniliyordu, bedava enerji, güneş enerjisinde bulunuyor. Rüzgar enerjisindeki ön yargıyı verdiğimiz hizmet ile kanıtladık. Almanlar’ın pahalı maliyetlerini bize yedirerek bize satmalarını beklersek fırsatları kaçırırız” diye konuştu.

Eski Bakan Recai Kutan

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai Kutan da, Türkiye’de enerjinin sosyal ve ekonomik kalkınma için çok önemli olduğunu belirterek, enerji talebinin hızla arttığını kaydetti.

Kutan, Türkiye’de 1970 yılında kişi başına tüketilen elektrik enerjisinin 205 kilovat olduğunu, 2010 yılında ortalama 2 bin 900 kilovata ulaştığını ifade ederek, şu anda Türkiye’de elektrik enerjisi talebi artışının yıllık yaklaşık yüzde 8 civarında olduğunu söyledi.

Türkiye’nin büyük bir kalkınma hamlesi içesinde bulunduğunu anlatan Kutan, şunları aktardı:

”Talepte inanılmayacak ölçekte artış meydana gelecektir. Enerji için gerekli maddeleri büyük ölçüde dışardan ithal ediyoruz. Elektrik enerjisinde yaklaşık yüzde 50 oranında dışa bağımlıyız. Zengin gibi görünen iki kaynağımız var; hidrolik ve linyit. Enerjide, kaynak ve ülke çeşitlendirmesi prensiplerini uygulamamız lazım. Kendi dönemimizde, ‘Hiçbir ülkeye yüzde 30′dan daha fazla bağımlı olmayalım’ dedik. Değişik hükümetler döneminde uzun vadeli araştırmalar yapıldı. Türkiye öyle dinamizm ve kalkınma hamlesi içerisinde ki yapılan araştırmalar tutmuyordu. Diyelim ki içme ve kullanma suyu tahminleri yapılıyor, sonra bakıyorsunuz ki proje bitiminde bu değişiyor. Bakanlık başta olmak üzere ciddi gayret içinde olunması gerekiyor. Bütün hükümetler döneminde aynı hassasiyet gösterilmiş, ancak darbeler zamanında bazı uygulamalar yapılamadı.”

-”Türkiye enerji üzerinde oynanan oyunların coğrafi olarak tam merkezinde”-

Kutan, enerji sektöründe ”en pahalı enerji, olmayan enerjidir” sözünün çok kullanıldığını belirterek, ”Özellikle petrol, doğalgaz ve tabii kaynaklar konusunda emperyalist ülkelerin bakışı çok farklı, adalet anlayışından çok uzaklar. Türkiye enerji üzerinde oynanan oyunların coğrafi olarak tam merkezinde bulunuyor” diye konuştu.

Kutan, doğalgaz fiyatlarında yüzde 400 artış olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu ortam, yeni alternatif enerji kaynakları aramaya sevk edecektir. Güneş ve hidrojen enerjisi gündeme geliyor. ‘Petrol tükenmez bir enerji kaynağı değil’ deniliyor. Petrolün, 35-40 senelik ömrünün olduğu söyleniyor. Güneş enerjisine dönülmesi lazım. Bu fuarda, bazı iş adamlarının bununla ilgilendiğini gördüm. Güneşin ömrü 5 milyar yıl deniliyor. Bunu en iyi şekilde inşallah kullanırız. Alternatif enerji kaynaklarına gösterilen ilgiden memnuniyet duyuyorum.”

MÜSİAD’ın yeni Genel Başkanı Nail Olpak oldu

Genel başkanlık görevinden ayrılacak olmasının bir emeklilik olmadığına dikkati çeken Vardan, ”MÜSİAD’ın emeklisi olmaz, olsa olsa rahmetlisi olur. Ben de hayatımın sonuna kadar, MÜSİAD’ın bir üyesi olarak, basiretli bir iş adamı olarak bu güzide camianın ve güzel ülkemizin hizmetinde olmaya devam edeceğim” dedi.

MÜSİAD Genel Başkanı olarak yaşadığı olaylardan kesitler de sunarak bir kitap haline getirdiği ”CİHAD ve MÜSİAD” kitabına değinen Vardan, ”Bu kitapta, biraz CİHAD’ı, çokça da MÜSİAD’ı ve özellikle Başkanlık dönemimdeki bazı çarpıcı olayları anlatmaya gayret ettim” dedi.

Benzer Haberler:

Yorumlar

Yorum


Hit Counter provided by Acrylic Display