Tüketici Dostu Dergisi|Pazartesi, Ağustos 20, 2018
Buradasınız Home » Röportajlar » Konuk » YENER GÜRSOY
  • Bizi takip edin !

YENER GÜRSOY 

Untitled-1

Sanat yaşamınızda yaşadığınız süreç ve vardığınız konum hakkında neler söylemek istersiniz?

2003 yılından beri sektör içerisinde yer alıyorum. Her meslekte olduğu gibi ben de en başta acemilik ve kaydetme zamanı yaşadım. Gelecek kaygısı yaşadım fakat yanlış yapmaktan korkmadım ve hiç yılmadım. Her iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı kaydettim; ders çıkardım ve gözlemledim. Yaptığınız işi seviyorsanız ve benim gibi inatçıysanız zorluklar engeller sizi durduramıyor. Bu işin en güzel yanı sonu olmaması… Hiç bir zaman “ben oldum en tepedeyim çok iyiyim” diyemiyorsunuz. Çok takdir gören, “çok başarılı bir iş çıkardım” dediğiniz noktada bile bu sizi yeteri kadar tatmin etmiyor. Eğer sınırlarınızı biliyorsanız ve “daha iyisini yapabilirim” dediğiniz an hemen bir sonraki etaba geçip başlamak istiyorsunuz. Daha deneyimli, istekli ve donanımlı olmanız sizin artınız oluyor. İşte ben şu an bu noktada görüyorum kendimi…

 

Kariyer planınızda yer alan hedeflerinizden bahseder misiniz?

Benim hiçbir zaman kariyer kaygım olmadı. Mutlaka kendimi ileride ödüller almış bir oyuncu olarak görmek isterim ama “çok ünlü olayım, şöhretli olayım” veya “bu gibi şu gibi tepelerde olayım” diye amaç beslemiyorum. İşine aşık biriyim. Allah ömür verdikçe hayatım boyunca oynamak istiyorum.

 

Gündemde, yeni bir çalışmanız, ya da herhangi sürprizleriniz var mı?

Hali hazırda kesinleşmiş bir proje yok. Gelen teklif ve projeleri değerlendiriyorum. Görüşme aşamasındayız.

 

Sinema sektörünün ve dizi piyasasının, şu andaki durumu hakkındaki düşünceleriniz neler?

Sevindirici olan tarafı artık bizim de dünya sinemasında bir yerimizin olması ve ödüller alabilmemiz. Tabii bunun iyi olmasının yanında kötü olan tarafını da göz ardı edemeyiz, her yıl onlarca sinema filmi çekiliyor ülkemizde. Üretilen filmlerin çoğunluğu küçük bütçelerle yapılmış ve gösterim imkanı bulamamış. Kısıtlı imkanlardan dolayı istenilen randımanı veremeyen filmler de var. Gönlümüz, emekçilerin beyaz perdede var ettikleri işi izlerken “evet yaa biz iyi iş çıkardık emeklerimize değmiş” denmesinden yana. Dizi sektörünün ise, çok hızlı tüketildiğini düşünüyorum. Her kanalda haftada 7 ila 10 dizi yayınlanıyor, izlenilen ise 3-4  diziyi geçmiyor. Altı bölüm, bilemediniz 13. bölümde bitebiliyor. Kanalla yapılan anlaşmalar ve diyaloglara göre değişiyor. Sezon başında 60-80 yeni diziyle başlanıyor ve bir iki ay içerisinde çoğu yayından kaldırılıyor. İşte bu büyük sıkıntı ve büyük zarar, insanların işsiz kalması da cabası. Artık fabrikasyon çalışılıyor çünkü bölümler uzun, bütçeler düşük. Senaryolar tek düze ve özensiz bunlar gibi daha birçok neden var. Bunun yanında çok donanımlı, çok düşünülerek hazırlanmış ve gerçekten hakkını veren işler de tadından yenmiyor. Yayın günü ve saatinde Türkiye’de hayat duruyor.

 

Genç yeteneklere vereceğiniz mesajlar neler olur?

Şimdiki gençlere meşhur olmak uğruna kendilerinden ve karakterlerinden ödün vermeden ve yapılacak işlerde, doğru kişiler ve doğru proje olduğuna emin olduktan sonra başlamalarını tavsiye ederim.

 

Sanat yaşamınızda pişmanlık duyduğunuz ve çok kızdığınız bir durum oluştu ise, anlatır mısınız?

Çok şükür bugüne kadar hep iyi projelerde, doğru kişiler ve usta insanlar ile çalıştım. Hiçbir pişmanlığım, kızgınlığım yok.

 

Günümüz aşklarını nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben aşkın dayanılmaz gücüne inandığım ve öyle yaşadığım için günümüzdeki o yaşandığı söylenen büyük aşklara inanmıyorum. İlişkilerin yozlaştığı böyle bir dönemde gerçek aşkı görmek neredeyse imkansız. Evet yaşananlar gerçek veya gerçekse bile ‘O’na sahip çıkılmadığı zaman gerçekçiliğini ve sihrini yitiriyor. Aşk insana küsüyor. Herkesin gönlüne göre bir aşk yaşamasını diliyorum.

 

“Bir gün mutlaka yapacağım!” dediğiniz bir şey var mı?

Çok şükür hayalini kurduğum bir hayat yaşıyorum, istediğim her şeyi yaptım sayılır. Bu aralar bir Kamboçya gezisi hayal ediyorum, bakalım nasip…

 

Kendinizi ne zaman, nasıl ve hangi şekilde ödüllendirirsiniz?

Başarılı bir iş çıkardığıma inandığım zaman mutlaka tekneme biner, tatile çıkarım.

 

Geçmiş ile karşılaştırıldığında, Türk siyasetinin kaydettiği aşama hakkındaki düşünceleriniz neler?

Geçmişten kastınız Cumhuriyet dönemi ise, Cumhuriyet tarihinde yapılan devrimler ve başarıların ardından; 80’li yıllardaki dışa bağımlılık, darbeler ve terör ile halkımız çok yıprandı. Bugünkü siyaset ve milletimizin yaşadıkları ortada. Bu da halkımızın takdirine kalıyor.

 

Türk toplumunun genel tüketim alışkanlıkları hakkındaki düşünceleriniz neler?

Ne yazık ki biz halkça kaliteye çok önem vermiyoruz. Ucuz olması ve iyi görünmesi tercih sebebidir. Kiloyla sebze ve meyve satışı yalnızca bizim ülkemizde var. Aslında herkes tüketeceği kadar alsa daha iyi olur. Sonuçta o da milli servet, bence bizler biraz israfçı milletiz.

 

Evinizde kullandığınız beyaz eşya, küçük ev aletleri, elektronik ürünlerinde hangi markaları kullanıyorsunuz?

Beyaz eşyada ve küçük ev aletlerinde Arçelik ve onun gibi, sattığı ürünün arkasında durabilecek firmaların ürünlerini kullanıyorum. Telefon ve pc olarak; iphone ve, imac tercih ediyorum.

 

Alışveriş için bayileri mi, alışveriş merkezlerini mi tercih ediyorsunuz? Neden?

Genellikle bayileri tercih ediyorum çünkü servis ağları daha garantili ve hızlı çözüme daha çabuk ulaşılıyor. Bir makineyi alıyorsunuz aynı gün getirip evinize servis elemanları kuruyor, en küçük şikayetinizde çok kısa sürede çözüme ulaşılıyor. Ama bazı durumlarda ise, malı aldıktan hemen sonra problem yaşıyorsunuz. Bayi malı 2 ila 4 gün içerisinde getiriyor sonra servisi arıyorsunuz onlar size gün veriyorlar; o da 2 ila 4 gün arasında değişiyor. Bu arada makineler ortada, açamıyorsunuz. Eğer açarsanız garanti kapsamı dışına çıkıyor, dolayısıyla servis elemanları sizin sıranız geldiğinde gün içerisinde, sizi bütün gün evde bekletiyorlar. Artık şanslıysanız, çok beklemeden dedikleri günde takılıyor.

 

Gıda tüketimi konusunda nasıl önlemler alıyorsunuz ve nelere dikkat ediyorsunuz?

Gıda alışverişimde, sebze ve meyveleri azar azar alıyorum ki; taze olsun ve israf olmasın. Dolapta durması gereken yiyecekleri mutlaka saklama kaplarında tutuyorum. Et ürünlerini deep freeze bölümüne fazla koymamaya özen gösteriyorum. Yiyecek içecek ürünlerinde, alacağım her ne ise, mutlaka son kullanma tarihlerini kontrol ediyorum.

Benzer Haberler:

Yorumlar

Yorum


Hit Counter provided by Acrylic Display